Ev sahibi içeri girince kiracı Cafer’in yüzü asıldı. Karısı Neriman telaşlandı. Durumu anlamışlardı. Çocuk sordu:
“Bu adam niye geldi baba ?... Bizi evden mi çıkaracak?...”
“…”
İki aydır ki kira ödeyemiyorlardı. Ev sahibinin ikide bir gelen telefonlarından usanmışlardı. “Çıkın” diyordu da başka bir şey demiyordu. İşte şimdi kendisi gelmişti. Çıkaracaktı evden. Daha önceki evden de böyle ödeyemedikleri kira yüzünden çıkarılmışlardı. Ev sahibi:
“ Kira sözleşmesinin süresi doldu. Çıkacaksınız. Noterden protesto çektim size; bir hafta içinde de çıkacaksınız; yoksa polis zoruyla çıkaracağım” deyince kiracı Cafer’in yüzü kızardı. Kan beynine sıçradı. Gözleri büyüdü. Ses çıkaramadı. Ev sahibi çekip gitti. Çocuk sordu:
“Baba sen korktun mu o adamdan ?...”
“…”
Babası korkmamalıydı. O babaların en büyüğü, en güçlüsüydü. O adamı da hani bir vuruşta yere yıkardı. babasına köyde “ Pehlivan Cafer”derlerdi. Daha geçen yıl köyde düğünde Ersin’in babasını bir tutuşta nasıl da yere sermişti.
Baba Cafer, bir yıl önce köylüleri gibi İSKİ’ye girmeye çalışmış ancak girememişti. Diğer devlet kapılarını çalmış, almamışlardı. “Kendi adamlarını alıyorlar” diyordu. O da boya badan işlerine başladı. Daha çok yazları iş olurdu. O da kimileyin olur, kimileyin olmazdı. Sendikasız, sigortasız çalışır, eve üç beş kuruş getirirdi.
.Bir arkadaşıyla ortak bir yalının boya, badana işini aldılar. İşi Yevmiyeyle değil kabala yapacaklardı. İşi yarıladıklarında patron paralarının yarısını verecekti. Öyle anlaşmışlardı. “Parayı vurduk hanım”diyordu. Sabahleyin erken saatlerde kalkar; sevine sevine işinin yolunu tutar, akşam geç saatlere kadar da kan ter içinde çalışırdı. İşi yarılamışlardı. Ertesi günü para bekliyorlardı. Akşam eve gidince sevinerek “Yarın para alacağız, hanım dedi” Çocuk hemen babasının kucağına atladı:
“Bana ayakkabı alacak mısın baba?”
Anne Neriman çok sevindi.
“Ev sahibi sıkıştırıyor, bari onunla şu kirayı ödeyelim”
Ertesi günü Baba Cafer işe daha erken gitti. Saat dokuz, on gibi patronları gelecekti. O saati beklediler. Bir saat sonra 2010 model bir Mercedes araba yanaştı kapıya. İçinden şık bir bayan indi. Kocasının iş dolayısıyle Amerika’ya gittiğini söyledi. Güneş gözlüklerini çıkardı. Badana yapılan yerleri şöyle bir inceledi. Burun kıvırarak “Olmamış” dedi.” Boyalar çok çiğ duruyor, ben daha canlı istiyorum. Paranızın yarısını da Münir Bey Amerika’dan dönünce verecek.”
Baba Cafer ve arkadaşı yeniden işe koyuldular. Bu kez boyayı yeniden kararak, yaptıkları yerleri yeniden badana ettiler. Baba Cafer akşam eve vardığında kapı ziline bastı.Eve girdiğinde karısı, kızı, çocuk onu hemen karşıladılar. Çoçuk sordu:
“Baba bana ayakkabı aldın mı?...”Baba süklüm, büklüm:
“Patron, Amerikada’ymış. Hanımı geldi. Badanayı da beğenmedi. Parayı da gelince verecekmiş.” dedi hanımına. Çocuk yeniden sordu:
“Patron Amerika kim baba?!...” Çocuk yanlış algılamıştı.
Baba Cafer çocuğu kucağından itekledi kızgınlıkla. Çocuk annesinin kuçağına koştu. Ağlıyordu.
Badanayı bitirdikleri gündü. Patron Münir Bey eşiyle geldi. Badanaya baktılar incelediler Hanımı mırın kırın etti. “İstediğim gibi olmamış” dedi. Baba Cafer ancak parasının yarısını alabildi.
Anne Neriman, bir konfeksiyon atölyesinde son ütücü olarak çalışırdı. O da sendikasız ve sigortasız calışmakta idi. Mağazaya mal yetiştirileceği günler sabaha kadar çalıştıkları oluyordu. Müslim Gürses, Ferdi Tayfur müziği eşliğinde Anne Neriman son ütücü olarak bütün gücüyle basar ütüye; ütü foşşş diye sesler çıkararak buharını yayar ortalığa. Sonra sıcak buhar ter olur Anne Neriman’ın yüzünde.
Anne Neriman da zamanında alamaz parasını. Çalıştığı atölye küçük bir atölyedir. İhraç ürünü çalışan büyük fabrikalarla yarışamaz ne de olsa.
Hafta sonu gelmiştir. Para beklerler. Çalıştıkları mağazalar, atölye işletene ya çek verir; o da kimi kez karşılıksız çıkar.Yada malları sattıktan sonra verir parayı.
Kızları Nesrin köyde ilköğretimi bitirmiştir. Nereye başvurduysa vasıfsız işçi diyerek almazlar onu işe. O da evde 6 yaşındaki kardeşine bakmaktadır.
Son iki aydır ki Baba Cafer, boya badana işini de bulamaz olmuştur. Anne Neriman son zamanlarda fabrikalarla yarışamayan çalıştığı konfeksiyon atölyesinin batması sonucu işten çıkarılmıştır. Eve para girmeyince de kiralarını ödeyemez hale gelmişlerdir.
Bu drumda Caferlerin tek seçeneği kalmıştır. Evini yükleyip köyüne geri dönmek. Onlar da öyle yaptılar.
Kağıthane, 11.07.2010
Hasan
DAŞDEMİR