"
Dernek yöneticisi arkadaşlarımızın ,köy sitesi yazılarından , ileri derecede yıpranmış bulunan eski köy okulumuzun, tamir ve bakım çalışmalarına başlanıldığını, memmuniyetle öğrenmiş bulunuyoruz.
Cumhuriyetle yaşıt okulumuz, akpınar köyünde kadın-
erkek pekçok insanımızın okumasına ve yetişmesine beşiklik etmiştir.
Katkılarımızla yapılacak onarım ve yenileme çalışmaları neticesi, müze, kütüphane, misafirhane gibi farklı alanlarda daha uzun yıllar
hizmetimizde olacağı, gelecek nesillere, foklorik ve geçmiş kültürel
mirasımızın aktarılması işlevlerini de göreceği,aşikardır. Tarihi
mirasın sahiplenilmesi ve yaşatılması herşeyden önce medeni bir
davranış olarak algılanmalı ve düşünülmelidir.
İlkokul
1.ci sınıfı köyümüz öğretmenlerinden Eğitmen Mollahüseyin hoca'da 4.cü
ve 5.ci sınıfları Hurşit Yavuz hoca da okuyarak 1967 yılında diploma
aldım. Ortaokul ve üniversite dönemlerinde, pek çok öğretmenden ders
almış ve aradan uzun yıllar geçmiş olsa da, geriye dönüp baktığımda ,
ilkokul anılarımın hafızamda kalıcı yer edindiğini görüyor, harcımızda
katkısı olan hocalarımızdan bahsederek, onları da anmış olacağımızı
düşünüyorum.
Eğitmen Mollahüseyin:
1940
'lı yıllarda, milli eğitimde yeterli öğretmen bulunamadığı için,
köylerde eski türkçe bilen insanlar, eğitime tabii tutularak köylerinde
maaşlı olarak görevlendirilmiş, eğitmen olarak sıfatlandırılmışlardır.
Bizim
eğitmenimiz ve köylümüz olan mollahüseyin hoca,(Altuntaş ailesine
mensup) derslere başı açık girer,temiz giyinir, anımsadığım kadarı ile
kıravat takmazdı.İleri yaşlarda olması nedeniyle haddinden fazla asabi
mizaçlı olduğunu düşünürüm. En iyi okuyanlar, en önde olacak şekilde
sıralama yapan farklı bir eğitim anlayışı vardı. Çocuk pisikolojimizden
fazla anlamaz, torunlarıda dahil dayak atmada eşit davranırdı. Ben
,3.cü sınıfta iken vefat etti, Türk bayrağına sararak devlet töreni ile
defnettik. Köy mezarlığı musalla taşı önünde cenaze namazına
öğrencileri olarak arka sıralarda katıldık. Duygu yüklü konuşmalar
nedeniyle ağlayan arkadaşlarım olduğunu hatırlarım.
Hocamızın
zamanında,sınıfımızdaki kara tahtayı, evlerimizden getirdiğimiz
idare-gaz lambası isleri ve yumurta aklarını karıştırarak boya yapar
boyardık. Yazı yazdığımız tebeşirlerde, tarafımızdan,alçı ve kireç
taşlarının ocaklarda yakılması suretiyle imal edilirdi. Defter, kalem,
silgi, kalemtraş az bulunan kıymetli evraklardandı.Bugün bile iki
yüzünü kullanmadan kağıtları atamam. Hocanın ruhu şad olsun diyorum.
Zeynel Pur Hoca
3.cü
sınıfta okur iken, eğitmen ölmüş, okulda Zeynel Hoca yalnız kalmıştı.
Bir taraftan bütün sınıfları idare etmeye çalışırken, öbür taraftan da
evlilik hazırlıklarında bulunuyordu. Yüzünü nadir görüyorduk.
Sınıfımızda olduğu derslerinden birinde,kız arkadaşıma laf attım.
Hadise hocaya intikal ettirildiğinde,kesin dayak yiyeceğimi düşünürken,
olayı boyutları içerisinde değerlendiren ve yatıştıran müsamaha ve
hoşgörüsüne mashar oldum. Düğünününde de çok eğlendiğimi belirtmeliyim.
Benmi okulu kırdım, yoksa hoca mı düğünü şenlikli geçsin diye okulu
tatil etti tam hatırlamıyorum ama çatak mevkii tarafından köye giren
görkemli gelin konvoyu,pehlivanların harman yerlerinde davullu zurnalı
güreş tutmaları, bol dağıtılan şerbet , üzüm leblebi gibi olmazsa olmaz
düğün yiyecekleri ile anılarımda yer bulan güzel bir düğün olmuştur.
İlkokul
2.ci ve 3.cü sınıflarda okur iken, okulda pişirilerek servis edilen ve
bizlere hocalarımız tarafından iman kuvvetiyle yedirilen, süt tozundan
yapılma pirinç çorbaları da unutamadığım anılarım arasındadır.
Köy
öğretmenliği ile yetinmeyip kendisini geliştirerek milli eğitim
kadrosunda ve üst mevkilerde hizmet yapan hocamızla, birkaç yıl önce
bir düğün töreninde karşılaştık. Kısa ve hoş sohbetimiz oldu. Kendisini
saygıyla selamlıyorum.
Hurşit Yavuz Hoca:
Hurşit
hoca, ailesi ile birlikte okulumuzun hemen bitişiğindeki öğretmen
evinde kalırdı.Büyük kızı suzan ile aynı sınıfta okuyorduk, fakat
kendisi arkadaşlık ilişkilerinde mesafeli durur, erkeklerle olduğu
gibi, kızlarla da fazla bir samimiyet kurmazdı. Diğer kızı suna, 2.ci
sınıfta okur, oğulları Ulvi ve Suzi 'de ayak altında dolanır
dururlardı. Hoca her gün iki paket filitresiz bafra sigarası içer,
kızınca çok agresif olurdu. Okul çatısında eskiyen marsilya
kiremitlerini yenileme ve aktarma işleride dahil olmak üzere, odun
kırma, su getirme, mıntıka temizliği gibi işler, gündelik vazifelerimiz
arasında sayılırdı. Teneffüs aralığında ,top oynarken kırdığım pencere
camını, hocanın gazabından korunmak için alelacele takdırtdığımı
hatırlarım.
Daha sonraki yıllarda hoca
da bizim gibi İstanbul'a göçtü. Öğretmenlik yaparken okmeydanı semtinde
kırtasiye dükanı açtı fakat yürütemedi. Oniki eylül döneminde Hürriyet
mahallesinde uzun dönem muhtarlık yaptığını biliyorum. Sonraki yıllarda
erken yaşta ölen oğlu Ulvi'nin cenazesine katıldım, fakat aileden kimse
ile karşılaşamadım. Baba ve oğul her ikisine de rahmet dilerim.
Hurşit
hoca, her konu da fikri olan bilge bir insandı. Dersleri kolay
anlaşılır biçimde anlatırdı. Özellikle,arıcılık dersini anlatırken can
kulağı ile dinlediğimi ve etkilendiğimi belirtmeliyim.Modern insanın
nasıl düşünmesi ve davranması gerektiği hakkında da bilgiler verir,köy
dışından gelen öğretmenlere , köylüler tarafından düzgün yemek
verilmesi hususunda hassas davranırdı. Öğretmen okulu ve yatılı okul
imtihanlarında başarılı olunması için, test türü çalışmalarla
derslerimizi destekler ve bizleri teşvik ederdi. Benim dönem mezun her
öğrencinin, bir hayır işi yaptıracağına dair hoca'ya sözü olduğuna
şahidim. (Çeşme yaptırma, ağaç dikme vb. gibi) .
İlk
okulu köyde okuyan yüzlerce insanımızın acı-tatlı okul ve çocukluk
anıları taşıdığı, havasını teneffüs edip,tozunu yuttuğu okulumuzun
onarımı hususunda, organizasyonu gerçekleştiren başta dernek yönetimi
olmak üzere, muhtarlığa ve yardımda bulunan , gayret çeken duyarlı
insanlarımıza kolaylıklar ve başarılar diliyorum.
Saygılarımla
Musa Duman
17.07.2010
"